Brezilya seçimleri ABD için neden bu kadar önemli?

Mariana Sanches | BBC News Brezilya, Washington

Seçim kampanyasında bir kadın ve bayraklar

Kaynak, Reuters

Dünyada yönetimlerin seçimle iş başına geldiği en büyük ülkelerden kabul edilen Brezilya’da Pazar günü yapılacak tehlikeli sonuç devlet başkanlığı seçimlerini ABD de oldukca yakından izliyor.

Washington’da Kurultay’deki iki partinin üstünde anlaştığı oldukca mevzu olmayabilir. Fakat Brezilya’daki seçimlerin önemi mevzusunda hemfikirler.

Eski başkan Donald Trump’ın danışmanlarından Steve Bannon BBC’ye seçimin önemini “Bu 21. yüzyılın en acıklı seçimlerinden biri olacak” diye ifade ediyor.

Demokrat Parti’nin Brezilya ile yakından ilgili politikacılarından Senatör Patrick Leahy de “Brezilya demokrasisi ve ABD’nin bu ülkeyle ilişkilerinin kaderi bu seçimle belirlenecek” diyor.

Yakınlarda Brezilya’nın Portekiz’den bağımsızlığını kazanmasının 200. yıl dönümünü kutlamak için Washington’da verilen bir davette hepimiz bu mevzuyu konuşuyordu.

ABD’de bu seçime ilginin ticaretten, demokrasiye, Trump’tan iklim değişikliğine birçok sebebi var.

Son zamanlarda benzer sıkıntılarla karşılaşan ve ortak çıkarları oldukca olan iki ülkenin kaderleri birbiriyle yakından ilintili benzer biçimde görünüyor. Mesela her ikisi de Covid salgınında oldukca ağır can kaybı yaşadı ve her iki ülke de şu anda yüzde 8’lere varan enflasyon düzeyleriyle karşı karşıya.

ABD ve Brezilya arasındaki dış tecim hacmi -uçaktan petrol ürünlerine, demir çeliğe kadar- oldukca büyük. Aynı şekilde birçok ziraat ürününde dünyada ilk üç içinde olan iki ülke içinde dış ticarette mühim bir rekabet de var.

2021’de Brezilya Çin’in en oldukca yatırım yapmış olduğu ülke haline geldi. Bu, Washington ile Pekin içinde bir tür soğuk savaşı çağrıştıran rekabet ve tesir alanı mücadelesinde ABD için büyük bir darbe demekti.

Dolayısıyla Brezilya’da iktidara şu anki Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun mu yoksa eski cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın mı geleceğini ABD’nin yakından izlemesi her durumda şaşırtıcı değil. Fakat bu kez değişik olan oldukca sayıda ABD’li yetkilinin aylardır açıkça ya da kapalı kapılar ardında bu mevzuyla ilgili yorumlar yapıyor olmasıydı.

Lula ve Bolsonaro

Kaynak, Getty Images

Kentucky’deki Berea Fakültesi’nden Brezilya-ABD ilişkileri uzmanı Brezilyalı akademisyen Carlos Gustavo Poggio “Bu kez ilgi daha büyük ve bunun sebebi de demokrasideki kırılma tehdidi” diyor.

Brezilya’da son seçimin barışçı geçtiğini hatırlanan Poggio “Şu anda seçim sonuçlarına saygı gösterip göstermeyeceği mevzusunda açık konuşmayan ve orduyla yakın ilişki içinde bir cumhurbaşkanımız var” diye sürdürüyor.

2018’de meydana getirilen seçimleri kazandığından bu yana Jair Bolsonaro herhangi bir kanıt göstermeksizin seçimlerde hile yapıldığı iddialarını yineleyip durdu. Brezilya 1996’dan bu yana elektronik oy yöntemini kullanıyor ve şimdiye kadar kayda geçmiş sistemli bir seçim hilesi tespit edilmiş değil.

Yakınlarda Kraliçe 2. Elizabeth’in cenaze törenine katılmak suretiyle İngiltere’yi ziyaret eden Bolsonaro, burada eger oyların yüzde 60’dan azını alırsa, o vakit oyların sayımından ve kazananın açıklanmasından görevli kurumda “anormal bir şey olmuş anlamına gelir” demişti.

Diğer taraftan meydana getirilen kamuoyu yoklamalarının hiçbirinde Bolsonaro yüzde 35’i geçemiyor ve devamlı Lula da Silva’nın ortalama 10 puan kadar peşinde görünüyor.

Başka vesilelerle yapmış olduğu açıklamalarda Bolsonaro seçim neticelerini kabulleneceğini söylemiş oldu fakat yapmış olduğu açıklamalar birçoklarına Donald Trump’ın son ABD başkanlık seçimlerinde Joe Biden’a yenildikten sonrasında gündeme getirmiş olduğu düzmece seçim hilesi iddialarını hatırlatıyor.

ABD eski dışişleri bakan yardımcılarından ve 2010’ların başlarında Brezilya’da büyükelçilik meydana getiren Thomas Shannon “Brezilya ve ABD Birleşik Devletleri birbirine ayna meblağ” diyor:

“Bu iki demokrasiden birinde olanlar diğerinde de tekrarlanır.”

gri çizgi

Bolsonaro ve Lula: Ne savunuyorlar?

Lula: Solcu, eski sendika lideri

  • Amazon yağmur ormanlarını daha iyi korumak için önlemler almayı
  • Gelir transferi projeleri yöntemiyle ülkedeki açlığı ortadan kaldırmayı
  • Birçok ülkeyle ilişkileri tekrardan oluşturmayı ve bölgenin liderliğini üstlenmeyi vaadediyor.

Bolsonaro: Sağcı, popülist, orduda yüzbaşılık yapmış eski milletvekili

  • Çoktandır bekleyen emeklilik reformunu yapmış oldu ve devlette düzeltim yapmayı
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili taleplere karşı çıkmayı ve ülkeyi Hristiyanlık prensipleriyle yönetmeyi
  • Sıradan halkın tabanca edinebilme hakkına kavuşmasını sağlamayı vaadediyor.
gri çizgi

Yakınlarda ulusa hitaben bir konuşma meydana getiren ABD Başkanı Joe Biden, Trump’ın “ABD’yı Tekrardan Büyük Ülke Yap” hareketinin demokrasi için bir tehdit bulunduğunu söylemiş oldu. ABD, seçimleri izleyen 6 Ocak’ta Trump taraftarlarının Biden’ın zaferini onaylamak için toplanan Kurultay’yi basmasının etkisinden hala kurtulamazken, Brezilya’da Pazar günkü seçimlerde de benzer tehditlerin yaşanabileceği endişesini taşıyanlar var.

ABD’nin dışişleri bakan yardımcılarından Victoria Nuland, BBC Brezilya yayınlarına verdiği mülakatta “Brezilya’da, Brezilyalılara şimdiye kadar oldukça güzel hizmet vermiş kurumsal yapılar yardımıyla, özgür ve adil bir seçim gerçekleşmesine gerekseme var” diye konuştu.

Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü’nün (CIA) Başkanı William Burns ile Cumhurbaşkanı Bolsonaro’nun danışmanları arasındaki görüşmeler de sızdırıldı ve Burns’un Bolsonaro’dan seçimler hakkında şüphe uyandıracak açıklamalar hayata geçirmeye son vermesini istediği anlaşıldı. Bolsonaro ondan sonra bu konudaki haberleri kısmen yalan olduğunu beyan etti.

ABD’li politikacılar da hareketliydi. Demokrat Senatör Patrick Leahy, Bernie Sanders ve dört öteki senatörle beraber Brezilya’daki demokratik kurumların desteklenmesine yönelik bir yasa teklifi verdi. Brezilya ordusunun tarafsızlığını kaybetmesi halinde bu ülkeye meydana getirilen askeri yardımların durdurulmasını içeren teklif Temsilciler Meclisi’nden geçemedi.

Barack Obama döneminde Beyaz Saray dış siyaset danışmanlığı meydana getiren Brezilya Enstitüsü’nden Nick Zimmerman “Kimi zaman resmi açıklamalar kimi zaman sızıntılar. Fakat tümünde Washington’un bu mevzuda neler düşündüğü hakkında mesajlar verilmeye çalışılıyor” diyor.

Seçim afişleri ve bir çocuk

Kaynak, Getty Images

Zimmerman bunun hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçilerin demokrasiye yönelik küresel tehditler mevzusundaki kaygıları hakkında bir ileti bulunduğunu düşünüyor.

“İkinci Dünya Savaşı’ndan sonrasında inşa edilen çoğulcu demokratik seviye, 80 senedir olmadığı kadar tehlikede. Bu ABD’nin savunması ve uğruna savaşım etmesi ihtiyaç duyulan bir şey.”

Seçim süreçlerini sorgulamak Trump ile “Tropik Bölgenin Trump’ı” diye de anılan Bolsonaro arasındaki tek benzerlik de değil.

Her ikisi de kendilerini sistemin dışından gelmiş, düzene egemen olmuş siyasal elitlerle savaşım edecek adaylar olarak sunuyor. Her ikisi de milliyetçilik ve sivil halkın silahlanmasını korumak için çaba sarfediyor. Her ikisi de toplumsal medyada oldukca etken.

Donald Trump döneminde Beyaz Saray baş stratejisti olan Steve Bannon “Bolsonaro bizim için büyük bir kahraman” diyor ve Brezilya’yı küresel popülist hareketin mühim bir parçası olarak görüyor.

“(Macaristan’ın otoriter başbakanı) Viktor Orban düzeyinde, egemenlik ve hakkaten taban için savaşım veriyor. Evanjeliklerin, çalışanların desteğini alıyor. Brezilya’ya bakmış olduğunuzda Trump hareketine oldukca benzediğini görüyorsunuz.”

Seçim yarışının öteki tarafında Brezilya seçmeninden ikinci bir fırsat isteyen Lula var. 2010 senesinde başkanlığının sonuna geldiğin ülkenin tarihinde en sevilen liderdi.

Kendisinden sonraki Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff’in döneminde ülke resesyona girdi ve Lula bir rüşvet skandalıyla ilgili suçlamalardan soruşturuldu, yargılandı ve yargı giydi. Bu mahkumiyet sonrasında bozuldu fakat insanların zihinlerinde Lula ile ilgili negatif bir iz bıraktı.

İki aday arasındaki çarpıcı zıtlık ve sorunlu bir seçim süreci ihtimalinin ötesinde Brezilya’nın, ABD ve Avrupalı politikacılar tarafınca yakından izlenmesinin başka bir sebebi de var.

Yağmur ormanları dünyanın kaderiyle ilgili

Yanan ormanlar

Kaynak, Getty Images

Son yıllarda Brezilya’daki dünyanın en büyük tropik yağmur ormanları Amazonlar oldukca daha süratli bir halde yok ediliyor. Bolsonaro hükümeti ormanların yok edilmesini engellemeye yönelik yatırımları mühim seviyede azalttı. Geçen yıl Çevre Bakanı, ABD tarafınca yasa dışı kereste ticaretiyle bağlantılı olmakla suçlandı ve soruşturuldu.

Biden 2020 seçim kampanyası esnasında Amerikalıların Brezilya’ya yağmur ormanlarını korumakta destek olmak için milyarlarca dolarlık bir internasyonal yardım fonu oluşturulmasının başını çekmesi icap ettiğini söylemişti. Fakat bu mevzuda bir adım atılmadı. Bunun başlıca sebebi de bu şekilde bir fon oluşturulsa bile Bolsonaro yönetiminin ortaklık yapacağına güvenilmemesiydi.

Lula, Amazon ormanlarının korunması mevzusuna kampanyasında ağırlık verdi fakat geçmişe bakıldığında, hem kendisi hem de kendisinden sonraki sol cumhurbaşkanı Rousseff, Amazon ormanlarının orta yerinde, ormanlara ve içinde yaşayan yerli halka büyük zarar veren hidroelektrik barajlar kurdurdular.

Lula’nın yeni daha yeşil pozisyonu ABD’de sevinç yaratıyor olabilir fakat mesela Küba, Nikaragua ve Venezuela’daki solcu yönetimlerle yakın ilişkileri tedirginlik yaratıyor olmalı. Lula bununla beraber Hindistan, Rusya, Çin, Cenup Afrika ve Brezilya’nın (BRICS) Batılı güçlere karşı bir blok oluşturması fikrine de büyük destek vermişti.

Bolsonaro ise tam tersine 2019 senesinde Brezilya’nın tarihinde ilk kez Birleşmiş Milletler’de 187 ülke içinde ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargoya İsrail ile beraber destek oyu kullanan üç ülkeden biri oldu. Ama öteki taraftan da 2022 senesinde Ukrayna işgali başlamadan yalnız 2 hafta ilkin Bolsonaro Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ziyaret etmek için Rusya’ya gitmişti.

Eski dışişleri bakan yardımcısı Thomas Shannon Brezilya’nın mühim bir küresel erkek oyuncu bulunduğunu ve seçimin galibi kim olursa olsun ABD’nin ülkenin lideriyle eşit bir ilişki kurmaya emek vermesi gerekeceğini düşünüyor.

Shannon “ABD ile Brezilya arasındaki fark şu: ABD bir süpergüç ve ikisi de bunun bilincinde. Brezilye da bir süpergüç fakat hemen hemen bunun bilincinde değil” diyor.

Yoruma kapalı.